Beterin Beteri Var


Mehmet isminde bir genç, bir gün patronu tarafından işten çıkarılır. Eve gelip eşine durumu bildirince, hanımı onu içeri almaz. Gidecek yeri olmayan Mehmet, Şeyhin dergahına gider. Bu sırada şeyh talebeleriyle sohbet etmektedir. Sohbet yapılırken bir yandan börek çörek yenmekte, çaylar içilmektedir. Mehmet de aralarına katılır. Şeyh sohbet esnasında; "Beterin beteri vardır, insan içinde bulunduğu duruma şükretmeli!" der. 

Benim Kulumdur


Ay yüzlü, servi boylu, dünyalar güzeli bir kız vardı kasabanın birinde. Onun aşkıyla herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti. Bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar, aşıklarının gönüllerine ateş çalardı. Yaşı kemale ermiş bir adam da aşık oldu ona ve tez vakitte kemalini yitirdi. Tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı. Yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü bela zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti.

Aç Gözlünün Doymayan Kemiği

Fakir ve yaşlı bir adamcağız göl kenarında oltasıyla balık tutuyordu. Bu sırada tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamı gördü, haline acıyıp yanına vardı. Niyeti bu fakiri sevindirmekti. Adamcağıza "Oltana ilk takılan şey ne olursa onun ağırlığınca sana altın vereceğim." dedi. Aradan kısa bir zaman geçti. Olta hareket edince fakir adam heyecanla ipi çekti. Fakirin oltasına takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı. 

Şeytan Yolunu Değiştirir

Kureyşli kadınlar Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sallallâhü aleyhi ve sellem) huzurunda oturuyorlardı. İçlerinden biri de yüksek sesle konuşmakta idi. O esnada içeri girmek için Hz. Ömer izin istedi. Kadınlar Hz. Ömer'in geldiğini duyunca yerlerinden kalktılar ve hızla perdenin arkasına çekildiler. Hz. Ömer (radiyallahü anh) içeri girdi. Girdiğinde Peygamber Efendimizin gülmekte olduğunu gördü. Hz. Ömer "Ya Resulallah, neden dolayı gülersiniz?" diye sordu.

Mevlana ile Hacı Bektaş-ı Veli

Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bu ineği Hacı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görmektedir. Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektas Veli "helal değildir" diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana’ya anlatır.

Fatih ve Üç Papaz

Fatih Sultan Mehmet han, İstanbul’un fethinden sonra Bizans hapishanelerini kontrol ettirmişti. Askerler ücra bir mahzende üç papaz buldular. Papazları padişaha götürdüler. Sultan onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu. Papazlar, “Biz, Bizans’ın en ileri gelen papazları idik. İmparatorun zulüm ve işkencelerinden, yaptığı rezalet ve sefahetten dolayı kendisini ikaz edip, sonunun yakın olduğunu söyledik. O da bize kızdı, zindanlara attırdı” dediler.

Nalıncı Baba - Padişahın İşi Ne

Sultan III. Murat Han bir gece garip bir rüya görür. Sabahleyin uyandığında telaşını veziri farkedip sultana sorar:
- Hayrola sultanım canınızı sıkan bir şey mi var?
- Akşam garip bir rüya gördüm.
- Hayırdır inşallah.
- Hayır mı şer mi öğreneceğiz. Hazırlan dışarı çıkıyoruz.
Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir.